SEVGİ ÇÖLDE VAHADIR

    Sosyal medya paylaşımlarında memleket meselelerinin hemen ardından hayvanlar ve onlara yapılan eziyetler yer tutuyor. Aslında sosyal medya platformlarını artık korka korka açmaya başladık. İnsanı yaşadığından utandıran resimlerle, haberlerle karşılaşıyoruz. Acaba dijital paylaşımlar arttığı için mi bunlardan haberimiz oluyor veya gerçekten sapıklıklar, sadistlikler son zamanlarda arttı mı?

                          

KONUŞMAK YERİNE ÇÖZÜM ÜRETMEK
 Ne yazık ki, bu konularda çoğunlukla konuşuyoruz. Hepimizin paylaşacak derin yürek acıları var ve paylaşıyoruz. Acılar paylaşılınca genelde rahatlanılır ama kimse rahatlayamıyor.  Ağzı dili olmayan bu mazlumları korumanın ne kadar güç olduğunu bir kez daha görüyoruz.
Sorunun ne kadar derinlerde olup, çözümünün ne kadar köklü değişimler gerektirdiğini görmek umutsuzluk duygularımızı yeniden gündeme getiriyor. Vicdanlarda devrimler yapılmadıkça, beyinler yeni anlayışlarla eğitilmedikçe bu dünyadaki her hayvan ve her insan değil her mineral molekülü bile acı çekmeye devam edecek.
    Evren yaşamı tüm canlılara sundu. Yaşam hakkı elde etmiş her canlının diğerlerine karşı hak ve ödevleri vardır. İnsanın zeki bir varlık olması ona başka yaşam formlarının onun tarafından sorumsuz bir şekilde kullanılabilmesi, yaşam alanlarına, bedenlerine gereksiz bir şekilde zarar verilip, yok edilmesi hakkını vermez. Ayrıca gezegenimizdeki en zeki ve gelişmiş varlığın insan olduğu yargısı da son yıllarda tartışılabilir hale gelmiştir.
    Hayvanların yırtıcılar sınıfına soktuğumuz en vahşileri bile kendi yaşam alanlarının sınırları içerisinde ve gereksinimleri oranında öldürürler. Ekolojik dengenin sınırlarını hayvanlar zorlamaz. Onlar içgüdülerinin rehberliği ile doğanın kendilerine sunduğu yaşam hakkını kullanır, varlık nedenlerini aşmazlar.
    Oysa insan, yaşayan, yaşamayan her şeyin kendisine, gerekli gereksiz her tür zevkine hizmet etmek için var olduğuna inanır. Dünyanın hatta evrenin yalnızca ona bırakılmış bir miras olduğunu zanneder.
             Kötü bir mirasyedi durumuna gelen insan kendisinin olduğunu var saydığı bu mirası sorumsuzca yok etmektedir. Kolayca vazgeçilebilir nedenlerle başka canlıların vazgeçilmezi olan alanlar yok edilmekte, onların yaşam araçları olan bedenleri yine gereksiz fanteziler nedeni ile vahşice kullanılmaktadır.
    Bir varlık yaşıyorsa mutlaka duyguları vardır. Mutlu olmak ya da acı çekmek yalnızca insana özgü bir şey değildir. Her canlı yoksunluk duygusunu, acıyı hisseder. Bunu bilmemek ya da önemsememek yalnızca ilkellik değil yaşayan en düşük nitelikli varlık olmak anlamına gelir.
    Bu döngünün artık değiştirilmesi, gerçek insanın hem kendi, hem yaşadığı dünyanın değerlerine sahip çıkması zamanı gelmiştir. Bunun için gerek kitlesel gerekse bireysel olarak yapılacak çok şey vardır. Bir yerden başlamak gerekir. “Ben tek başıma ne yapabilirim?” Diye düşünenlere şunu söylemek gerekir. “en azından yapmamanız gereken şeyleri yapmayabilirsiniz, acıya, kıyımlara katkıda bulunmayabilirsiniz .”
    Çok merhametli, çok sevgi olduğumuzu zannettiğimiz zamanlarda bile vahşetin hizmetinde olabiliriz. Bu bazı canlıların büyük acılarla katledildiği bir işlem sonucunda bize ulaşan bir kürkü giymek şeklinde gerçekleşebilir. Böyle zamanlarda şunu unutmamak gerekir: Üzerimizde zenginliğin, şıklığın bir simgesi olarak taşıdığımız şey bir süre önce başka bir canlıya aitti, onun dünyada yaşamasını sağlıyordu. Eğer o kürk o anda gerçek sahibinin değil de bizim üzerimizde ise onun bizim o kürkü giyebilmemiz uğuna öldüğü anlamına gelir. Üzerimizde taşıdığımız şey yalnızca bir canlıya yapılan işkencenin, haksızlığın simgesidir. Gurur duymamız değil, bedeni uğruna katledilmiş bir canlının yasını tutmamız gerekir. Hayvan bedenlerinden elde edilen bu gibi ürünlere eğer gerçekten gereksinimimiz olsaydı biz de o şekilde yaratılırdık.
SEVGİ ÇÖLDE BİR VAHADIR. DOĞAYI, HAYVANLARI KORUMAKSA SEVGİYİ KORUMAKTIR
Hayvanların bize hiç esirgemeden, cömertçe verdikleri şey sevgidir. Yaşadığımız dünyanın hiç kimse için kolay olduğunu sanmıyorum. Yaşamın hangi planında, hangi basamağında olursak olalım, gerek içimizde kendimizle, gerek dışımızda sosyal sorunlarla savaşmak zorundayız. Yaşamak zaman zaman bir seçim değil, taşınması güç bir yükümlülük haline gelir. Bunun altından kalkabilmek için, bazı donanımlara ve bazı nedenlere gereksinim duyarız. Bu nedenler, kişiden kişiye farklılıklar gösterse de, devam edebilmek için en etkili neden sevgidir. Yaşama katık edip, anlam kazandıracağımız şey sevgidir. En önemli yaşama nedenimiz, yine sevgidir. Sevgi çölde bir vahadır. Doğayı, hayvanları korumaksa sevgiyi korumaktır.


Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar