Özdeşleşmeden gazetecilik yapmak!

Dünyada genel olarak ülkelerdeki yönetimlerde otoriterleşme eğiliminin arttığı sıklıkla dile getirilen bir gerçek. Otoriterleşmenin kendini en çok hissettirdiği başlıca alanlar ise kişisel hak ve özgürlükler, basın, düşünceyi ifade özgürlüğü ve internet özgürlüğü.

 

Türkiye de bu sorunu yaşayan ülkelerden biri. Düşündükleri ve yazdıkları nedeniyle 150 gazeteci ve yazar cezaevinde tutuklu. Freedom House’un “İnternette Özgürlük 2017” raporuna göre, Türkiye Mısır ve Ukrayna ile birlikte bu yıl internet özgürlüğünün en belirgin biçimde kısıtlandığı ülkelerden biri oldu.​ ​Fredom House  raporunda Türkiye’ye 2017 raporunda 100 üzerinden 66 puan verildi.

Rapora göre son bir yılda 65 ülkeden 30’unda hükümetler, demokrasiyi zayflatmak için internetteki tartışmaları kontrolü altına almaya çalıştı. Oysa 2016 yılı raporunda bu kapsamda 23 ülkenin adı geçiyordu. Görüldüğü gibi düşüncenin özgür biçimde ifade edilmesi dünyada genel olarak iktidarlar açısından bir sorun oluşturuyor. Erişimin kısıtlanması ya da bilinçli olarak yavaşlatılması konusunda Türkiye’den örneklere yer verilen raporda, “Siyasi anlamda zorlu dönemlerde hükümet WhatsApp sohbet uygulamasına erişimi ya yavaşlattı, ya da tamamen uygulamayı ulaşılamaz hale getirdi” ifadelerine yer veriliyor. Raporda, VPN aracılığıyla sanal ağlardan erişim yollarının da hükümet tarafından engellendiği vurgulanıyor. Türkiye'de bugün mahkeme kararı olmadan birçok haberin internet ortamında halka ulaşması engelleniyor.

Oysa eleştirel gazetecilik ülkede demokrasinin yeşermesinin yanı sıra iktidarlar için de daha iyi görev yapmalarına katkı sağlayan bir işleve sahip. Demokratik toplumlarda medyanın, iktidarı ve gündemde olanları denetleme, deşifre etme, takip etme gibi çok önemli görevleri yerine getirmesi gerekiyor. Türkiye Gazetecilik Hak ve Sorumluluk Bildirgesi'ne göre gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahip. Gazetecinin karşısına çıkarılacak gizlilik ve sır gibi engeller kamusal işlerde yasaya, özel işlerde açık ve ikna edici gerekçelere sahip olmalı.  Basın özgürlüğü konusunda da iktidarla farklı görüşlere sahibiz. Basın özgürlüğü, iktidarın istediği ve izin verdiği olayların haberleştirilmesi özgürlüğü anlamına gelmiyor. Çünkü gazeteci, devleti yönetenlerin belirlediği ulusal ve uluslararası politikalar konularında haber yaparken ön yargılara değil, halkın haber alma hakkına dayanıyor. Gazetecileri  mesleğin temel ilkeleri ve özgürlükçü demokrasi kaygıları yönlendiriyor. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nin çok önemli bir maddesi de şöyle;  

“ÖZDEŞLEŞME: Gazeteci, uzmanlık alanı ne olursa olsun öncelikle gazetecidir. Polis muhabiri, polis veya sözcüsü, spor muhabiri kulüp yöneticisi veya sözcüsü, herhangi bir partiden sorumlu muhabir onun üyesi veya sözcüsü gibi davranmamalı ve bu yönde, yayın yapmamalıdır”.

Yani gazetecilerin asla iktidarla ya da muhalefet partileriyle özdeşleşmemesi gerekiyor. Ancak özdeşleşmeyen haberciler sayesinde halk gerçekten olaylar hakkında bilgilendirilebilir. Bu sayede de demokrasinin yeşermesine katkı işlevini gazeteciler yerine getirebilir. 

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar