Haber sağlık tüketimini artırmamalı

İnsan hayatı boyunca siyasetle hiç ilgilenmeyebilir. Spor ile hiç ilgilenmeden bütün ömrünü geçirebilir ama sağlıkla ilgilenmeden kimsenin ömrünü geçirmesi mümkün değil. İnsanların sağlıkla ilgilenmesini ise kendi ya da yakınlarının geçirdiği hastalıklar sağlıyor. Ya da çıkması muhtemel hastalıklar için kontrol amaçlı da hekime başvurulabilir.

 

 

Ancak günümüzde özel hastanelerin düzenlediği kampanyalar, yoğun halkla ilişkiler çalışmalarının sonucunda medyada çıkan haberler ve reklamlar sağlıkta talebi artırmada önemli rol oynar. Sağlıkta da vatandaşın hekime gitme sıklığının 10 yılda 2’den yılda 9’a ulaştığını dikkate alırsak ne kadar büyük bir pazarla karşı karşıya olduğumuz ortada. Peki nasıl bir pazardan söz ediyoruz? SGK pazarın tartışmasız en büyük patronu olarak karşımızda duruyor. Sağlık Bakanlığı ise ikinci sırada yer alıyor. Üçüncü sırada da özel hastaneler var. Özel hastanelerin cirosunun yüzde 5’ini reklam ve halkla ilişkiler amacıyla ayırdığı biliniyor. Etik kurallar içinde davranan hastanelerden söz etmiyorum. Ama günümüzde birçok hastane, reklamlarını ve medya kuruluşlarına gönderdiği bültenlerini sağlık tüketimini artırmak için özel olarak planlıyor.

Özel hastanelerin hastalardan ve SGK’dan başka bir gelir kaynağı olmadığı için reklam ve halkla ilişkiler çalışmasına özel önem veriliyor. Özel hastanelerin bazı yöneticileri ise insanların yüzde 10’unda züppe tüketimi olduğuna dikkat çekerek “Bu tüketimi kaşımadığınız zaman para da kazanamıyorsunuz” diyor. Züppe tüketimi aynı malın sırf fiyatı yüksek diye tercih edilmesi. Bazı hastalar hastaneyi ya da doktoru TV’de, gazetede görmediği zaman tercih etmiyor. Doktorun öz geçmişi, hastanenin niteliği önem taşımıyor. Medyada görünürlük ilk tercih nedeni haline geliyor. Hatta birçok hastane önceden gazetecilik yapmış haber yazmasını bilen kişileri medya departmanlarına alarak medyada yer alma şansını artırmayı planlıyor. Böyle bir karmaşık ilişkiler zincirinde artık sağlık habercisinin sorumluluğundan söz etmek gerekiyor.

Öncelikle sağlığın bir tüketim maddesi olarak görülmemesi gerekiyor. Böyle bakıldığında haberle reklamın da farklı iki mecra olduğunu hatırlamak da yarar var. Parasını ödediğiniz reklamın nerede çıkacağının garantisini alabilirsiniz ama gerçek anlamda haberciliğin böyle bir ilişki içerisinde yer alması mümkün değil. Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’nde kuralların neler olduğu çok açık bir dille anlatılıyor. Herhangi bir doktoru, yöntemi, hastaneyi mucize olarak sunmamak, halkı yanıltmamak, hasta haklarını ihlal etmemek, uzmanı olmadığı bir konuda hekimden görüş almamak ilk anda aklıma gelenler. Haberle artırılan sağlık tüketiminin ne kadar çok vatandaşı mağdur edebileceğini ise hepimizin sık sık hatırlaması gerekiyor.

 

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar