Şişmanlık pazarı hastalık dağıtıyor!

Türkiye’de her üç kişiden biri şişmanlık sorunuyla yüz yüze. Yapılan araştırmalarda düzenli hareket eden, egzersiz yapan insan sayısının istenilen düzeyde olmadığı ortaya konuluyor.

 İstatistiklere kısaca bir göz atalım. Ülkemizde her 10 kişiden sadece biri düzenli egzersiz yapıyor. Egzersiz yapmak, dengeli beslenmek gibi basit ama uzun sürede sonuç veren yöntemler insanlar tarafından ne yazık ki tercih edilmiyor. Bunların yerine gıda desteği adı verilen her biri en az 100 TL fiyata satılan ürünlerden medet umuluyor.

Dünyada milyarlarca dolarlık bir pazar payına sahip olan bitkisel ürünlerin Türkiye’de 100 milyon dolarlık bir piyasası bulunduğu tahmin ediliyor. 100 milyon dolarlık bu piyasada, tiroit hormonları, vücuttan su attıran, kafein içeren, sibutramin içeren birçok gıda desteği satılıyor. Bitkisel ürünler içinde ilaç etken maddelerinin bulunması yasak. Ama bu yasağa birçok üretici uymuyor. İnsan sağlığı açısından çok zararlı olan bu gıda desteği ürünler eczanelerde, marketlerde, internet sitelerinde rahat rahat satılabiliyor. Kontrolden uzak bir şekilde satılan bu ürünleri kullanmanın, karaciğer, böbrek yetmezliği ve ani kalp durması gibi sonuçları olabiliyor. Hatırlamakta yarar var; sibutramin içeren zayıflama ilaçlarının satışı daha önce kalp krizine neden olduğu için Türkiye’de yasaklanmıştı. Bu etken maddeyi içeren sözde bitkisel ürünleri tüketen üniversite öğrencilerinin de hayatını kaybettiği haberlere yansımıştı.

Tabii sorun insan sağlığına zararlı maddeleri satan firmalarla sınırlı değil. Artık bazı hekimlerin de gıda destekleri ürettikleri ve bunu rahatlıkla “kısa sürede kilo verdiriyor” gibi gerçek dışı iddialarla pazarladıklarını görülebiliyor. Bu hekimlere karşı da çok etkili önlemler ne yazık ki alınamıyor.

Halk sağlığını olumsuz etkileyen bu olaylar sağlık haberciliğini de yakından ilgilendiriyor. Sağlık haberciliği açısından gıda desteklerinin kullanımını artıracak bir yaklaşım sergilemek son derece riskli.

Sadece sıvı beslenmeye dayanan, gıda destekleri verilen, kalın bağırsakların suyla yıkanmasıyla kilo verdirmeyi hedefleyen detoks programlarının ise hiç tahmin etmeyeceğiniz sonuçları olabiliyor. Vücudun bağışıklık sisteminin bir parçası olan kalın bağırsaktaki mikrobiyotanın bozulması, enfeksiyon hastalıklarının tetiklenmesine zemin oluşturabiliyor. Detoks yaptıktan sonra örneğin zatürre gibi sağlık sorunları yaşanabiliyor. Yaşanacak sağlık sorunlarının yanı sıra cepten çıkacak harcamalar da bütçeyi sarsabiliyor. Bu programların günlük 1000 TL gibi maliyetleri olabiliyor.

Sağlık Bakanlığı sağlıklı beslenme ve hareket konusunda değişik kampanyalar düzenleyerek şişmanlığa karşı önlem almaya çalışıyor. Ancak bakanlığın bu kampanyalar kadar “Bir hap iç, haftada beş kilo ver”, “detoks yap bir ayda 10 kilo ver” gibi yanıltan açıklamalara karşı da halkı düzenli olarak bilgilendirmek için enerji harcaması gerekiyor. İnsanlar zarar görmeden bu tip açıklamaları yapan kurum ve kişilerin en kısa sürede uyarılması büyük önem taşıyor. Çünkü şişmanlık pazarı yalnızca hastalık dağıtıyor!

 

Yorum yapın

Misafir olarak yorum yapın

0
hizmet koşulları.

Yorumlar